Okulda Diyabet Programı- Adana "Diyabetli Çocuklar, Aileleri ve Diyabet Ekibi Öğretmenlerle Buluşuyor”  toplantılarının ikincisi Adana’da yapıldı Metin: Okulda Diyabet Programı çerçevesinde 2016 Aralık ayında See more details
Prof. Dr. Merih Berberoğlu'nun interaktif semineri Sayın Üyelerimiz, Lilly tarafından koşulsuz olarak desteklenen e-Öğrenme Platformunda 13 Haziran 2017 tarihinde Prof. Dr. Merih Berberoğlu tarafından bir interaktif seminer gerçekleştiril See more details
Prof. Dr. Jan-Maarten Wit'in İnteraktif Semineri Değerli Üyelerimiz, Novo Nordisk'in koşulsuz desteğiyle 30 Mayıs 2017 12.15-13.15 arasında Prof. Dr. Jan-Maarten Wit tarafından "Genetic Causes of Short Stature" konusunda, internet üzer See more details
21. UPEK, 16. Diyabet ve 3. Endokrinolojiye Giriş Kursları Başarıyla Gerçekleştirildi Derneğimizin 21. Ulusal Kongresi, 26-29 Nisan 2017 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı ev sahipliğinde, Prof. Dr. İffet Bircan'ın emekliliği onuruna See more details

Üye Girişi

Uzman Görüşü

Diyabet tedavisinde yenilikler: Biyonik …

Diyabet tedavisinde yenilikler: Biyonik pankreas ne kadar yakın?   Prof. Dr. Şükrü Hatun Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi    Diyabet...

Devamını Oku

Çocuk hastalara erişkin uzmanlarının bak…

Çocuk hastalara erişkin uzmanlarının bakması ne kadar doğru?   Prof. Dr. Şükrü Hatun Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi   Ülkemiz tıbbında...

Devamını Oku

D vitamini her derde deva mı?

D vitamini her derde deva mı? Prof. Dr. Şükrü HatunKoç Üniversitesi Tıp Fakültesi Bugünlerde rastgele bir eczaneye...

Devamını Oku

Abartılı hekimlik' ve 'şarlatanlığa' dur…

Abartılı hekimlik' ve 'şarlatanlığa' dur demenin zamanı gelmedi mi? Son olarak Mehmet Öz’ün “ GDO lobisi...

Devamını Oku

Suni tatlandırıcılar şişmanlığın önlenme…

Suni tatlandırıcılar şişmanlığın önlenmesinde bir imkan mı? Yoksa şişmanlığın ve diyabetin artmasından sorumlu mu? Çocuklarda ve...

Devamını Oku

D vitamini kullanımında aşırı artış: Ne …

D vitamini kullanımında aşırı artış: Ne kadar ihtiyaç? Ne kadar “Sağlık modası”?   Prof. Dr. Şükrü Hatun Kocaeli...

Devamını Oku

ADOLESANLARDA HİPERTRİKOZ

ADOLESANLARDA HİPERTRİKOZHipertirkoz, hirsutizm ve alopesi gibi kıl ile ilgili bozukluklar her yaşta psikososyal sorunlara neden...

Devamını Oku

ERİŞKİN BOYU ÖNCEDEN HESAPLANABİLİR Mİ?

ERİŞKİN BOYU ÖNCEDEN HESAPLANABİLİR Mİ? Erişkin boyunu şekillendiren birçok faktör vardır. Anne-baba boy ortalaması,çocuğun doğum kilosu...

Devamını Oku

Çocuklarda Şişmanlık ve Önlenmesi

Çocuklarda Şişmanlık ve ÖnlenmesiŞişmanlık (obezite) nedir?Şişmanlık basit tanımı ile vücutta yağ dokusu oranının artışı sonucu...

Devamını Oku

Nonklasik Konjenital Adrenal Hiperplazi …

Nonklasik Konjenital Adrenal Hiperplazi Kliniği Konjenital adrenal hiperplazi(KAH), kortizol biosentezindeki enzimatik bir defekt...

Devamını Oku

MİKROPENİS

YENİDOĞANDA MİKROPENİS Doğumda penis boyu ve testis hacmi hipotalamus-hipofiz-testis (HHT) aksının normal olup olmadığını ve fonksiyonunu...

Devamını Oku

Boy Uzattığı İddia Edilen Ürünler Hakkın…

Boy Uzattığı İddia Edilen Ürünler Hakkında: Büyük AldatmacaŞüphesiz ki sağlık insanoğlunun sahip olduğu önemli bir...

Devamını Oku

Tip 1 Diyabet ve Güncel Tedavi Yaklaşıml…

TİP 1 DİYABET VE GÜNCEL TEDAVİ YAKLAŞIMLARI Tip 1 Diyabet (Tip1 DM) pankreastaki insülin üreten...

Devamını Oku

Konjenital (doğuştan) hipotiroidi ve yen…

Konjenital (doğuştan) hipotiroidi ve yenidoğanda doğuştan hipotiroidi taraması Konjenital (doğuştan) hipotiroidi yenidoğan döneminde en sık...

Devamını Oku

İyot eksikliği ve Maternal Hipotiroksine…

İyot eksikliği ve Maternal Hipotiroksinemi İyot intrauterin ve postnatal hayatta somatik ve nörolojik gelişim için...

Devamını Oku

Çocukluk Çağı Tiroid Kanserleri

ÇOCUKLUK ÇAĞI TİROİD KANSERLERİ Çocuklarda görülme sıklığı % 0.2-1.2 olarak bildirilen tiroit nodüllerinin çoğunun benign olmasına...

Devamını Oku

Ergenlik (Puberte) Gecikmesi

Ergenlik (Puberte) Gecikmesi Ergenlik, kişinin çocukluktan üreme yeteneğine sahip erişkin bir kadın ya da erkek olmaya...

Devamını Oku

Çocuklarda Diyabet

Çocuklarda Diyabet Türkiye’de diyabet hastası ne kadar çocuk var? Diyabetin çocuk sağlığı için önemi nedir?...

Devamını Oku

Çocukluk Çağında Tiroid Nodülleri

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA TİROİD NODÜLLERİ Çocukluk çağında muayene sırasında her yüz çocuktan birisinde tiroid nodülü saptanmaktadır. Ergenlik...

Devamını Oku

Normal Büyüme Sağlıklı Çocuk Göstergesid…

Normal Büyüme Sağlıklı Çocuk GöstergesidirBir araştırıcı, büyümeyi bir dereceye benzetmiş ve derece hasta bir çocuğun...

Devamını Oku

XXI.Ulusal Pediatrik Endokrinoloji & Diyabet Kongresi

Etkinlik Takvimi

Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30

Kimler Çevrimiçi

187 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Çocuk Endokrin Uzmanı Ara

Prof. Dr. Ayfer Alikaşifoğlu

ÇOCUKLUK YAŞ GRUBUNDA FAZLA MİKTARDA ALINAN D VİTAMİNİNİN SONUÇLARI

D vitamini vücuttaki kalsiyum dengesinin düzenlenmesi ve normal kemik yapısının oluşumu için gereklidir. Provitamin olarak alınan D vitamini deri altında ultraviyole ışınları ile aktifleşir. Yenidoğan döneminden itibaren bebeğin beslenme şekli ne olursa olsun ilk yıl 400 IU D vitamini günlük ihtiyaç olarak önerilmektedir. D vitamininin yetersizliği raşitizm adı verilen tabloya yol açar. D vitamini yağda eriyen bir vitamindir ve yağ dokusunda depolanma özelliğine sahiptir. Suda eriyen vitaminlerin aksine ihtiyacın çok üzerinde alındığında vücuttan uzaklaştırılması kısa sürede gerçekleşmez. Vücut için günlük ihtiyaç miktarının karşılanması gereklidir ancak gereksinimin üzerinde fazla miktarda alınmasının çok önemli sonuçları vardır. Çocuklarda D vitamininin yüksek düzeylere çıkması (D vitamini intoksikasyonu) genellikle fazla miktarda D vitamini alınması ile ortaya çıkmaktadır, D vitamininin günlük ihtiyaç olarak idame dozda önerildiği süt çocukluğu döneminde sık görülmektedir. Bu yaş grubunda D vitamini intoksikasyonu ailenin önerilen vitamini yanlış kullanması, sağlık personelinin uygun olmayan miktarda D vitamini önermesi, diş çıkarma veya yürümede gecikme gibi nedenlerle reçete edilmeksizin ailenin çocuğuna kendi kendine gereksiz ve yüksek dozda D vitamini vermesinden kaynaklanmaktadır. İdame D vitamini uygulaması dışında raşitizm ya da kalsiyum seviyesinin düşük olması ile seyreden hastalıklarda tedavi amaçlı aşırı miktarda D vitamini kullanılması da D vitamini intoksikasyonuna yol açmaktadır. Bunların dışında gıda maddelerine ilave edilen D vitamininin uygun miktarların üzerine çıkması durumunda da D hipervitaminozu gelişebilmektedir.

D vitamini intoksikasyonu bulguları temel olarak yüksek kalsiyum düzeyinin (hiperkalsemi) neden olduğu tablo ile ilgilidir. Bulgular hastanın yaşına, hiperkalsemi süresine, kalsiyum konsantrasyonuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Hiperkalsemide klinik bulgular sindirim sistemi, böbrekler, santral sinir sistemi ve kardiyovasküler sistemle ilgilidir. Bulgular hiperkalsemi derecesi ile ilişki göstermektedir. Hafif derecede hiperkalsemisi olan hastalarda genellikle herhangi bir bulgu yoktur. Orta ve ileri derecede artmış kalsiyum düzeyi bulunan hastalarda iştahsızlık, bulantı ve kusma vardır. Bu durum vücutta sıvı kaybına neden olur. Sıvı kaybı hiperkalsemiyi ağırlaştırır, böbrek kan akımını ve böbreğin filtrasyon fonksiyonunu azaltır. Hiperkalseminin devam etmesi özellikle fosforu yüksek olan hastalarda böbrek tübüler yapılarında kalsiyum fosfat tuzlarının depolanmasına yol açar. Bu durum tübüler obstrüksiyon ve taş oluşumu ile sonuçlanabilir. Kalsiyumun birikimi sonuçta böbrek fonksiyon bozukluğuna yol açar. Çok su içme, fazla miktarda idrar yapma, idrarda kan elemanlarının bulunması, idrarı konsantre etme yeteneğinin bozulması böbrek hasarının sonucu olarak ortaya çıkar. Hiperkalsemi sonucunda gelişen idrarda kalsiyum atılımının artması, böbrekte kalsiyum birikimi, böbrek taşı oluşumu, böbrek fonksiyon bozukluğu sonuçta kronik böbrek yetmezliğine neden olur.

Hiperkalseminin nörolojik bulguları kas güçsüzlüğü, derin tendon reflekslerinin azalması şeklinde olabilir. Akut ve ağır hiperkalsemide apati, konfüzyon ve koma görülür.

Hiperkalseminin kalp üzerinde etkisi vardır. Hastalarda hipertansiyon saptanabilir. Ciddi hiperkalsemide aritmi riski artar. Kronik hiperkalsemide kalsiyum kalp kapakçıklarında depolanabilir.

Hiperkalsemide kabızlık, bulantı ve karın ağrısı olabilir. Konstipasyonun vücuttaki sıvı kaybı ve barsak hareketlerinin azalması ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Hiperkalsemide yumuşak dokularda kalsiyum birikimi meydana gelebilir. Ciltte kalsiyum fosfat depolanmasına bağlı kaşıntı olabilir.

Hiperkalsemili bir çocuğun tedavisi için öncelikle nedenin ortaya konması gerekir. Ancak ciddi hiperkalsemi tanı sağlanana kadar akut olarak müdahale edilmesi gerekli bir durumdur. Bu nedenle kalsiyum seviyesine göre tedavi planı yapılır. Kalsiyum seviyesi 12 mg/ml’nin altında ise hafif, 12-14 mg/dl arasında ise orta, 14 mg/dl’nin üzerinde ise ağır hiperkalsemi söz konusudur. Orta ve ağır hiperkalsemi vakalarının hastaneye yatırılarak izlenmesi gerekir. Bu hastalarda öncelikle mevcut sıvı kaybının yerine konması gerekir. Böylece böbrek kanlanması artırılır ve böbreklerden kalsiyum atılımı sağlanır.

Yeterli sıvı dengesi sağlandıktan sonra kalsiyumun vücuttan atılımını artıran, barsaklardan emilimini azaltan, kemiklerden kalsiyum salınımına engel olan ilaçlarla kalsiyum seviyesini düşürmek amaçlanır. Hiperkalsemi tespit edilen hastanın almakta olduğu D vitamini derhal kesilir ve kalsiyum alımı kısıtlanır. Depolanmış D vitaminini kısa sürede vücuttan uzaklaştırmayı sağlayan bir tedavi yoktur. Depolanan vitaminin yarılanma süresi ortalama 4 hafta kadardır, ancak bu süre kişisel farklılıklar nedeniyle değişkenlik gösterebilmektedir. Kalsiyum seviyesi normale düştükten sonra depolanan vitamin düzeyi yüksek kaldığı sürece tekrar hiperkalsemi gelişme riski mevcuttur. Bu nedenle hastalar vitamin D düzeyi normale dönene kadar takip edilmelidir.

Sonuç olarak D vitamininin fazla miktarda alınması, vücutta depolanmasına neden olur. D vitamini seviyesinin artmış olması kalsiyum emilimini artırıp, vücuttan atılımını zorlaştırır. Dolayısı ile kalsiyumun çok yüksek seviyelere ulaşmasına neden olur. Yüksek kalsiyum düzeyinin saptandığı olgulara erken dönemde uygun tedavi verilmemesi özellikle böbrek ve kalp açısından ciddi sorunlara yol açar.

Prof. Dr. Ayfer Alikaşifoğlu

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi,

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı,

Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı, Ankara