ÇOCUK ENDOKRİNOLOJİSİ VE DİYABET DERNEĞİ

Diyabet Kampı


Arkadaşım Diyabet Diyabetli Çocuklar Kampı 31 Temmuz- 7 Ağustos tarihleri arasında İznikte yapıldı


İznik Gölü kıyısında farklı illerden 81 çocuk kampta. Hem onlar hem de 9 grup liderinin tümü tip 1 diyabet hastası. Tatil ama sabahın 7.30'unda kalkıyor, parmaklarından aldıkları bir damla kandan şeker düzeylerini ölçerek güne başlıyorlar.

Buldukları değere göre insülin iğnesi oluyor, yiyebileceklerini hesaplıyorlar. Bu işlem günde en az dört kez tekrarlanırken, sadece birbirleriyle değil, hastalıklarıyla da arkadaş olmanın yollarını arıyorlar

Tip 1 diyabet, yaşam boyu süren bir hastalık. Yönetmenin ve yenik düşmemenin tek yolu iyi geçinmek. Bunun için de hastalığı her yönüyle tanımak şart. Aynen arkadaşlarımız gibi. Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı tarafından bu yıl 16. kez ‘Arkadaşım Diyabet Kampı' düzenlendi. Kampın amacı, diyabetle yaşamak, baş etme, kan şekerini izleme ve iyileştirme, kendi kendine tedavi, insülin ayarlaması yapmak ve komplikasyonlardan korunmaktan ibaret değil. Çocuklara bağımsız hareket becerisi ve sosyal yaşamda kendine güven kazandırmak da hedefleniyor.
Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şükrü Hatun, Türkiye'de her yıl bin 700 çocuğa tip 1 diyabet tanısı konduğunu söylüyor. 20 bin çocuk da (çoğu okul çağında) tip 1 diyabet hastası. Prof. Dr. Hatun, “Tanı konduktan sonra en büyük sorun, aile ve çocuğun yaşadığı şok. Diğeri de hastalığın yaşam boyu sürmesi. Çocuğun hastalığını kabullenmesi; tedavisinin gereklerini yerine getirmek, gizlemeden, sıkılmadan, içinde büyütmeden yaşamak anlamına geliyor. Dolasıyla diyabet ekibinin önemli görevlerinden biri, başlangıç tedavisini planlamak, çocukları evde bakıma hazırlamak. Diyabeti kabullenmeleri, yani arkadaş olmaları da onun kadar önemli. İnsan arkadaşına özenli ve sabırlı davranır, iyiliğini ister. Çocukların diyabetle böyle bir bağlantı kurmalarını, sürekli didişmemelerini, kaygı konusu yapmamalarını sağlamaya çalışıyoruz. Kamptan yenilenmiş, güçlenmiş ve hastalıkla barışık ayrılıyorlar” diyor.

 

KAĞAN EGE KARAKUŞ (13)
Benimle aynı ne çok çocuk varmış


Yedi yıl önce tanı kondu. Çok su içip sık sık tuvalete gittiğim için annem şüphelendi. Testte kan şekerim 700'ü geçmişti. Hemen hastaneye yatırıp, yoğun bakıma aldılar. O zaman küçüktüm, şimdi belki zorlanırdım. Günde 4 kez şekerimi ölçüyorum. Bazen düşüyor, o zaman testler 5-6'ya çıkıyor. Önceleri rehberlik öğretmeninin odasında insülin iğnemi yapardım ama artık yemekhanede yapıyorum. Diyabeti hiç düşman gibi görmedim, dostça yaşıyoruz. Ama ikinci sınıftayken kermeste çikolata yiyemediğim için çok üzülmüştüm. Bu kampa gelene kadar bu kadar çok diyabetli çocuk olduğunu bilmiyorum. Benimle aynı durumda ne çok çocuk varmış.

PELİN SUDE CENGİZ (13)
İğnelerimi arkadaşlarım vuruyor

Yaklaşık 10 ay önce tip 1 tanısı kondu. Hastalığı ilk duyduğumuzda annemle haftalarca ağladık. Aslında çok kötü değil ama olmasa daha iyi. Çünkü tatlıyı çok severim. Arkadaşlarım iğne yaparken görünce kötü bir hastalık olduğunu söylüyor, bu da moralimi bozuyor. Bazı yakın arkadaşlarım da ilgileniyor hatta insülin iğnemi vuruyor. Tatlı yememe engel oluyorlar